Sayfalar

7 Kasım 2009 Cumartesi


Agnostik Kimdir?

Agnostisizm ya da bilinmezcilik, tanrının ya da tanrıların varlığının ya da yokluğunun bilinemeyeceğini öngören felsefe akımıdır. Bu felsefenin takipçilerine agnostik denir.
Kökeni eski Yunan'daki Sofistlere kadar uzanan agnostisizm kelime olarak eski Yunanca'daki agnostos, yani "bilinemez olan" kelimesinden gelir. Bir din ya da öğretiler bütünü değil, bir konsepttir.

"Bilinmezcilik" olarak tanımlanması, aslında dinlerin öne sürdüğü Tanrı anlayışının gerçekliğinin sorgulanamazlığı demek değildir.

Dinlerin tanrıdan gelmedigini söyler ve dinlerin tanrısını da reddeder. Ancak başka bir tanrının, bir yaratıcının varolup olmadığının hiçbir zaman bilinemeyeceğini söyler. Bu bakımdan agnostisizm kendini, "kesinlikle tanrı vardır" diyen teizmden de "kesinlikle tanrı yoktur" diyen ateizmden de ayrı tutar.





Bu akım, insanın bilme yetisinin sınırlı olduğunu ve bu nedenle, görülebilenin ardındaki hakikati yakalayamayacağını savunur. Thomas Henry Huxley, agnostisizmi tanımlarken insanların ölüm sonrası ve tanrının varlığı konularında akıl yürütmekten kaçınmaları gerektiğini söylemekle kalmamış, bu bakış açısından değerlendirildiğinde değillenemeyecek hiçbir önerme ya da yanlışlanamayacak hiçbir bilgi olmadığını da eklemiştir.

Huxley agnostik sözcüğünü hem geleneksel Yahudi-Hıristiyan tanrcılığını, hem

de tanrıtanımazlık öğretisini reddederek Tanrının varlığı sorununu ortada birakan düşünürler için kullanmıştır. Terim daha sonra geriye götürülerek bütün bilinemezci ögretileri kapsamıştır. Agnostisizm, tarihsel olarak bilimin denetiminden yoksun insan düşüncesinin düştüğü büyük yanılgılara bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.


Agnostik.ORG Forumu


Agnostik.ORG forumunda okuduğunuz makale ile ilgili tartışmaları görmek için lütfen burayı tıklayın.


BERTRAND RUSSELL: AGNOSTİK NEDİR?


Ünlü agnostik felsefeci Bertrand Russell'ın bir dizi soruyu cevaplandırdığı, orijinal ismiyle "What is an Agnostic?" başlıklı bu makale, Amerikan
LOOK dergisinin 3 Kasım 1953 tarihli sayısında yer almıştır. Yazının bazı bölümleri, agnostisizmden ziyade Russell'ın kişisel görüşlerini yansıtmakla birlikte, genel olarak okuyuculara yararlı olabilir düşüncesiyle burada tüm makaleye yer veriyoruz.

Agnostik nedir?

Bir agnostik, Tanrı ve dünya ötesi yaşam hakkında doğruyu bilmenin imkansız olduğunu düşünür. Asla bilinemez denmese de, şu anda yaşadığımız zamanda bilinemez.

Agnostikler ateist midir?

Hayır. Bir ateistin görüşü, bir teistin görüşü ile benzer biçimdedir. Bir Hıristiyan, Tanrının varlığını bilebileceğimizi düşünür, bir Ateist de Tanrının yokluğunu bilebileceğimizi düşünür. Agnostik ise bu konuda kesin bir yargıya varılması için uygun zemin bulunmadığını söyler. Ancak aynı zamanda bir Agnostik, Tanrının varlığının -imkansız değilse bile- neredeyse olasılıksız olduğunu, bu nedenle de dini uygulamalar yapmaya değmez olduğunu düşünebilir. Bu açıdan, ateizmden uzak sayılmaz.

Agnostiğin yaklaşımı, dikkatli bir filozofun antik yunan tanrılarına yaklaşımı gibi olabilir. Eğer benden, Zeus, Poseidon, Hera ve tüm diğer Olimpos ahalisinin varolmadığını kanıtlamam istenseydi, kesin kanıtlar ararken sonuçsuz kalırdım. Ama bir agnostik Hıristiyan tanrısının da, Olimpos tanrıları kadar olasılıksız olduğunu düşünülebilir, ve bu konuya yaklaşımı açısından -pratikte- ateistlerle birdir.

Tanrı'nın emirlerini tanımadığınıza göre, davranışlarınıza rehberlik etmesi üzere hangi otoriteyi tanıyorsunuz?

Bir agnostik, dindar insanların tanıdığı anlamda herhangi bir otoriteyi tanımaz. İnsanın kendi yolunu düşünerek ve sorgulayarak çizmesi gerektiğini düşünür. Elbette, diğer insanların aklından ve bilgisinden de yararlanır. Ancak kime danışacağını kendisi seçer. Tanrının emirleri denilen olgular değişkendir. Örneğin İncilin bir bölümünde, dul bir kadının eski eşinin kardeşiyle evlenemeyeceği yazar. Başka bir bölümünde ise evlenmek zorunda olduğu yazar. Tanrının emirlerini "tanımak" bazen imkansız olabilir.

Neyin iyi neyin kötü olduğunu nasıl biliyorsunuz? Agnostik için günah nedir?

Agnostik, iyi ve kötü hakkında bir Hıristiyan kadar katı değildir. Örneğin geçmişte dindarların inandığı gibi, dini konularda yönetimle ters düşenlerin cezalandırılması ve öldürülmesini onaylamaz. İşkenceye ve yargısız infaza karşıdır.

Günah kavramı kullanışlı değildir. Elbette davranışlar istenenler ve istenmeyenler olarak ikiye ayrılabilir. Bu nedenle de istenmeyen davranışlara caydırıcı ve iyileştirici cezalar verilmesi gerekebilir. Ancak buradaki anlayış, suçlu bulunan kişiye kin tutulması ve ona acı çektirilmesi değildir. Bu yanlış inanış, insanların, Cehennemin varlığını kabullenmek istemelerini sağlamaktadır. Günah kavramının zararı buradadır.

Agnostik canı ne isterse yapan mıdır?

Bir açıdan bakılınca, Hayır; başkan bir açıdan bakılırsa, zaten herkes canı ne isterse yapabilmektedir. Örneğin birinden öldürecek kadar nefret ediyorsunuz. Neden öldürmezsiniz? Dinen günah olduğu için mi? Ancak ortada bir istatistiki gerçek var ki, agnostikler diğer insanlara oranla cinayete daha fazla eğilimli değiller! Hatta daha bile azdır. Agnostikler de, diğer insanları cinayetten alıkoyan ortak korkulara sahipler. Bunların başında da yasal cezalandırma korkusu var. Yasaları bir kenara koyarsak, suçun ortaya çıkması durumunda, diğer insanların nefret ettiği dışlanan bir birey olarak yalnızlaşma var. Ayrıca vicdan ve sağduyu denilen bir olgu var. Öldürdüğünüz kişinin son saniyelerinin ve cesedinin, zihninizden silinmeyecek kötü hatıraları var. Bu gerekçeleri sayarken elbette yasaların olduğu bir toplu yaşamdan bahsediyoruz. Seküler açıdan da, her istenenin yapılmadığı, kurallı bir toplum yaratmak ve korumak gereklidir.

Öte yandan, dediğim gibi, her insan arzu ettiği biçimde yaşar. Her aklına geleni o anda yapana budala denir; bizi istediğimiz bir şeyi yapmaktan alıkoyan, esasen başka bir şeyi daha fazla arzulamamızdır. Örneğin, topluma ters gelecek bir davranışta bulunmak isteyen kişi, bunu gerçekleştirmez, çünkü arkadaşlarının, ailesinin ve toplumun saygısını kazanmayı daha fazla istemektedir. Toplumun tepkisini umursamayan biri içinse, bu alandaki soyut ahlaki (dini) kurallar tek başına yeterince yönlendirici olmayacaktır.

Agnostiğin İncil'e bakışı nasıldır?

İncilde ilahi bir kaynak yoktur; tarihi bir efsanedir. Agnostik açısından bu gibi ahlaki öğretilerin bazı bölümleri iyi olabilir, ancak bazen de çok bozuktur. İncilden bazı alıntılarla, örneğin, savaş esnasında Samuel Saul'a sadece düşmanı değil, onların koyunlarını ve sığırlarını da öldürmesini emretmiştir. Saul ise hayvanları öldürmemiştir. Bu nedenle onu kötülememiz ve kınamamız bekleniyor. Veya, Elisha'nın kendisine gülen çocuklarını lanetlemesini, Tanrının da çocukları bu nedenle öldürmek üzere iki ayı göndermesini takdirle karşılamamız bekleniyor.

Agnostiğin Meryem Ana, İsa ve Kutsal Ruh'a bakışı nasıldır?

Agnostik Tanrıya inanmadığı için, İsa'nın tanrı olduğuna inanması da beklenemez. Agnostikler, İsa'nın ahlaki öğretilerine saygı duyarlar, ama bu saygı bazı diğer inanılan öğretilere olan saygıdan daha fazla değildir. Örneğin bazı insanlar, Buddha, Socrates ve hatta Abraham Lincoln'ü, İsa kadar yüksek seviyede benimseyebilirler. Agnostik açıdan tüm bu kişilerin öğretileri tartışmaya açıktır ve hiçbiri değişmez doğru değildir.

Meryem ve bakire doğum öğretisi, esasen pagan mitolojisinden alıntıdır ki orada bakire doğumlara çok rastlanır. Bu nedenle, pagan öğretileri gibi, İsa'nın öğretilerinin de güvenilirliği ve inanılırlığı yoktur.

Bir agnostik, Hıristiyan olabilir mi?

Hıristiyan kelimesi farklı zamanlarda farklı anlamlara gelebilir. Yüzyıllardır, Hıristiyan, Tanrıya inanan ve İsa'nın tanrı olduğuna inanan kişidir. Ancak Unitarian'lar da (Üniteryanizm: Teslis/Kutsal Üçleme'yi reddeden inanç) kendilerine Hıristiyan diyorlar. Bugünlerde pek çok kişinin Tanrı anlayışı geçmiş dönemlerde olduğu kadar kesin değil. Pek çok insan için Tanrı bir kişi veya bir üçleme değil, belirsiz bir güç.

Geçenlerde bir kitabımda, dünyada "sevgi, Hıristiyan sevgisi ve merhamet" ihtiyacı olduğunu belirtmiştim. Bu nedenle bazıları benim dini düşüncelerimin değiştiğini zannettiler. Oysa, aynı yerde şunu belirtebilirdim. Hıristiyan derken, komşusunu seven, merhamet sahibi, dünyadaki acımasızlıkların ve kötülüklerin bitmesini isteyen kişiden bahsediyorsak, o durumda bana da Hıristiyan diyebilirsiniz. Hatta bu açıdan, Agnostikler içerisinde, Ortodoks'lardan daha fazla gerçek Hıristiyan bulabilirsiniz! Ama, bana göre, bu tanımlama doğru olmaz. Diğer itirazlar bir yana, bu niteliklere sahip kişilere Hıristiyan demek, Yahudilere, Budistlere, Müslümanlara ve diğer dinlerden kişilere karşı hata olur. Tarih göstermektedir ki, diğer dinlerin öğretilerinde de, en az Hıristiyanlık kadar benzer ahlaki değerler bulunmaktadır.

Zaten Hıristiyan Tanrısının varlığına ve ölümsüzlüğe inanmak Hıristiyanlığın temelidir. Bu sebeple, bir Agnostik, Hıristiyan olamaz ve ben de kendime Hıritiyan diyemem. Ama bunun dışında, Hıristiyanlığı saf bir ahlak sistemi olarak kullanırsak, o zaman bir Agnostik, Hıristiyan da olabilir.

Agnostik, insanın ruhu olduğunu rededer mi?

Bu sorunun kesin bir anlam kazanması için, Ruh'un ne olduğunu tanımlamamız gerekir. Buradaki anlamı, sanırım, insan hayatı boyunca (içinde) bulunan, ölümden sonra da sonsuza dek varolan bir tinsel, doğa üstü şey. Bu anlamıyla bir agnostiğin, insanın ruhu olduğuna inanması pek muhtemel değildir. Öte yandan, bu Agnostiğin materyalist olmak zorunda olduğu anlamına gelmez. Benim açımdan, ruh gibi, bedenin durumu da şüphelidir, ama bu şüphe metafiziğin karmaşık alanlarına giren uzun bir hikayedir. Demeliyim ki, ruh ve beden, kesin varlıkları tanımlamaktan ziyade, kullandığımız sembollerdir.

Agnostik ölüm sonrası yaşam, Cennet ve Cehenneme inanır mı?

İnsanların, ölümden kurtulabildiği sorusunun cevabını bulmak için hangi kanıtlara bakılacağı önemlidir. Fiziksel araştırmalar ile dinsel inançlar bu soruya farklı cevaplar vermektedir. Bir agnostik, ölüm sonrası hakkında bilgi sahibi olmak için kanıtlara bakmalıdır, ve bence ölümden kaçılabileceğine inanmak için şu anda herhangi bir kanıt yoktur. Ama yeni kanıtlara açığım.

Cennet ve Cehennem ise farklı bir konudur. Cehennem inancında, cezalandırmanın, caydırıcılık için değil, kin güdülerek yapılmasının iyi bir şey olduğu inancı vardır. Buna agnostiklerin inanacağını zannetmiyorum. Cennet için de, dini açıdan ikna edici tasvirler yapılsa da, agnostiklerin bunlara itibar edeceğini sanmıyorum.

Tanrıyı reddettiğiniz için cezalandırılmaktan hiç korkmuyor musunuz?

Neredeyse hiç. Ben zaten Zeus'u, Jupiter'i, Odin ve Brahma'yı da reddediyorum, ve bunlar bende hiç huzursuzluk yaratmıyor. İnsanlığın çoğunluğunun Tanrıya inanmadığını görüyorum ve karşılığında hiçbir ceza almıyorlar. Bir tanrı olsaydı da, bence, kendi varlığını sorgulayanlardan rahatsız olacak gibi bir kibir sahibi olmazdı.

Agnostikler doğadaki güzelliği ve uyumu nasıl açıklar?

Şu, doğada bulunan "güzellik" ve "uyum" nerededir bir türlü anlayamadım. Hayvanlar dünyasında, hayvanlar birbirlerini acımasızca öldürürler. Çoğu ya vahşice ölür ya da açlıktan ölür. Kendi adıma, örneğin bir bağırsak solucanında, herhangi bir güzellik veya uyum göremiyorum. Bu solucanın insanlara ceza olarak gönderildiği söylenmesin, zira hayvanlarda daha yaygın. Veya, gökyüzündeki yıldızları ele alalım. Bilinmesi gerekir ki yıldızlar patlarken etraflarındaki şeylere de zarar verir ve yokederler. Bu açıdan neyin "güzel" olduğu bakan kişiye bağlıdır.

Agnostikler dini mucizeleri ve Tanrının sınırsız gücünü nasıl açıklar?

Agnostikler, ortada doğa kanunlarını aykırı herhangi bir mucize kalıntısı veya kanıtı olduğunu düşünmezler. Bazı hastalıkların, hastayı geçeceğine inandırarak iyileştiğini biliyoruz ve bu bir mucize değil. Bu açıdan, hastanın güvendiği ve inandığı bir doktor da onu iyileştirebilir. Güneşi yerinden oynatmak gibi diğer mucizler ise tamamen efsanedir ve az veya çok tüm dinlerde bu hikayeleri bulabilirsiniz. İncildeki bu iddialara değer vermek ile Homeros'un antik yunan tanrılarının mucizelerini ciddiye almak arasında bir fark yoktur.

Dinin karşı çıktığı alçaklıklar ve zalimlikler vardır. Dini prensipler terkedilirse, insanlık kendini yok etmez mi?

Evet, tarihte alçaklıklar ve zalimlikler vardır, ama ben bunların hiç din tarafından engellendiğini görmedim. Aksine, bunları kutsallaştıran ve insanların pişmanlık duymadan bunlara katılmasını sağlar din. Zulüm ve eziyet, Hıristiyan dünyasında çok sık görülür. Bunu haklı gösteren de dogmatik inançlardır. Şefkat ve tolerans, ancak dogmaların yıkıldığı ölçüde vardır. Günümüzde (1953), yeni bir dogmatik din, Komünizm, ortaya çıktı. Agnostik, bunun da dogmalaştırılmasına karşıdır. Bugün, komünizm içindeki zulüm, geçmiş yüzyıllardaki Hıristiyanlık zulmünden farksızdır. Eğer bugün, Hıristiyanlık daha ılımlı bir hale geldiyse, özgürce düşünenler sayesindedir. Böyle olmasaydı, bugün hala kafirlerin yakılmasının mazur görüldüğü bir dünyada yaşardık. İnsanlık geçmişini tarafsızca inceleyen herkes, dinlerin engellediklerinden daha fazla acıya sebep oldukları sonucuna varacaktır.

Agnostikler için hayatın anlamı nedir?

Başka bir soruya cevap vermek istiyorum: Hayatın anlamının anlamı nedir? Sanırım burada bahsedilen bir tür genel amaç. Bence, hayatın bir tür genel amacı yok. Sadece yaşanıyor. Birey olarak insanların amaçları var ve bu amaçları terketmek için agnostisizm bir gerekçe değil. Bu amaca ulaşılacağı kesin olmayabilir, ama bir askerin zafer kesinleşmeden savaşmayacağını düşünmek saçma olur. Kendi amaçlarını cesaretlendirmek için dine ihtiyacı olan insan korkaktır.

Dini reddetmek, evliliği reddetmek ve zinaya yönelmek midir?

Burada tekrar, başka bir soruya bakmamız lazım. Evliliği savunan kişi, dünyadaki mutluluğu mu savunuyor, yoksa evliliği sadece cennete gitmek için mi istiyor? Cennete gitmek için isteyen kişi, elbette agnostisizmde böyle olgular bulunmadığı için, agnostisizmi erdemsizlikle suçlayacaktır. Ama onun erdem dediği şey, aslında cennet hayalleriyle dünyadaki mutluluğa vurulan darbedir.

İlk önermeyi savunan, evliliği dünyevi argümanlar ile destekleyen kişi ise bu anlayışın agnostikler tarafından da benimsenebileceğini düşünmelidir. Agnostiklerin cinsel ahlak konusunda kısıtlı ve sınırlı görüşleri yoktur. Ama çoğunun görüşü, kontrolsüz ve ölçüsüz cinsel isteğe göz yummanın doğru olmadığı biçimindedir. Elbette bu görüşe, sözde kutsal emirlerden değil, dünya ile ilgili akıl yürüterek ulaşırlar.

Sadece akıl yürütmeye inanmak tehlikeli değil midir? İnsan aklı, kutsal emirler olmadan yetersiz ve noksan değil midir?

Aklı başında hiçkimse, ve tabi bir agnostik, akıl yürütmeye "inanmaz". Akıl yürütme süreci, gözlemlenen olguların toplanıp değerlendirilmesidir. Tanrının varlığı ve dünya ötesi yaşam hakkında düşünürken de, yakında ay tutulması olup olmayacağını düşünürken de aynı mantık güdülür.

Tüm dinlere, batıl inanç ve dogma olarak mı bakıyorsunuz? Mevcut dinlerden hangilerine saygı duyarsınız ve neden?

Büyük nüfuslara etki eden tüm dinlerde az yada çok dogma vardır ama "din" kelimesinin anlamı çok net değildir. Örneğin Konfüçyanizm, bir din olarak değerlendirebilir ama dogma içermez. Hıristiyanlığın liberal yorumlarında da dogma oranı çok düşüktür. Tarhiteki dinler arasında Budizmi tercih ederim, çünkü zulüm ve eziyete en az yer veren dindir.

Agnostisizm gibi Komünizm de dine karşıdır, Agnostikler Komünist midir?

Komünizm dine karşı değildir. Hıristiyanlığa karşıdır, ama İslam da Hıristiyanlığa karşıdır. Komünizm, en azından Sovyet yönetim tarafındna savunulduğu haliyle şiddet içeren yeni bir dogmatik sistemdir. Buna da elbette Agnostikler karşı duracaktır.

Agnostiklere göre din ve bilim barışamaz mı?

Bu sorunun cevabı neyin "din" olduğuna bağlıdır. Bir etikler sistemi olarak bilimsel açıdan kabul görebilir. Ama eğer dogmalar ve sorgulanamaz gerçeklerden bahsediyorsak, o durumda bilimle uyuşması mümkün değildir.

Sizi tanrının varlığına nasıl bir kanıt ikna edebilir?

Belki, önümüzdeki 24 saatte olacak herşeyi bir ses bana gökten söylese, hiç olmayacak olaylar da dahil olmak üzere hepsi gerçekleşse, o zaman en azından insanüstü bir zekanın varlığına ikna olurum. Buna benzer başka örnekler de verebilirim, ama bugüne kadar böyle birşeyin olduğuna dair hiçbir kanıt yok.


İNTERNET HIZ TESTİ İÇİN BASINIZ !